Olcay Tekin


Bİ ŞÜŞE ÇAY İÇMAĞE GELDOĞ


Neden böyle bir başlık attım diye merak içinde olanlara, birkaç gencin kendi sınırlarını aşıp, bir ilin sevgilisi haline dönüşmelerinin hikayesini anlatacağım. Ama öncesinde, belirtmeden geçemeyeceğim bir hususu siz değerli okuyucularımızla paylaşmak isterim. Bir Muşlu olarak, hiçbir zaman şivemden utanmadım da, gocunmadım da. Fakat bazen bazı yerlerde kendi şivemizle konuştuğumuzda, muhataplarımız şiveden dolayı bizi anlamakta sıkıntı çekiyorlar. Biz de ister istemez biz Muşluların deyimiyle, sosyete konuşmaya başlıyoruz. Çünkü, meramımızı kendi şivemizle anlatmak bazen kolay olmuyor. En basit örneğiyle, Bursa´da bir kafede, farklı illere mensup birkaç arkadaşla oturmuş hasbihal edip ülkenin gündemini mercek altına almışken, bir yandan da Amerika´nın, dolayısıyla da Trump´ın, ortadan nasıl kaldırılabileceğinin planlarını konuşurken, boğazımız kuruduğu için, cafenin garsonundan, hele ğurban bi şüşe limonli çay ver deyip, çay istediğimizde, ortamın bütün o,esrarengiz akustiğini yerin dibine sokmuş oluruz. Meraklı bakışların ardında ki o anlamlı ifadelerde adama bak oturmuş devletler üzerine tasarlamalar yapıyor,  bir de çay isteyiş şekline bak, Allah´ın dımsosu çay istemeyi daha bilmiyor, nazarını beynimize kazımış olacağız. O yüzden bazen bazı yerlerde sosyetece (güzel Türkçe ile ) konuşma gereği muhakkak suretle şart oluyor.

Gelelim İlimizin sevgilisi olmuş, tüm çabaları Muş´umuzu daha güzel nasıl yapabiliriz olan gençlerimize. Bu gençler, MUŞ ŞİV-DER, namı diğer, Muş Şivesi Grubu yöneticileri. Bunlar; Mehmetşah Balkaya, Bilal Öztekin, Bilal Baba, Celal Teke ve ismini şu an hatırlayamadığımız diğer kardeşlerimiz. Bu üç beş iyi adam, kurmuş oldukları dernekle ve sosyal platformlarla Muş´un sorunlarını gündeme getirip, bu sorunların nasıl çözümlenebileceği hakkında bazen öneriler alıp, bazen de ellerindeki kıt kanaat imkanlarla bir şeyler yapmaya çalışıyor, kendilerini aşan durumlarda ise gerek siyasilere, gerek devlet erkanına ve Muş´un ileri gelenlerine iletip, çözüme kavuşturmak için, ellerini değil, bedenlerini taşın altına koymayı görev edinmiş cevval kardeşlerimiz. Bu sayede herkesin sevgisini kazanmış ve kazanmaya da devam ediyorlar. Ellerindeki tek silahları aslında bir şüşe çay. Bir şüşe çay içmağe geliroğ deyip, gittikleri yerde Muş´un, Muşlunun faydasına bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Kendi menfaatlerine kimseden zerre-i miskal kadar bir şey talep etmiyorlar. Tüm çabaları, belki fakir bir öğrencinin giyimi için ya da bu soğukta yakacağı olmayan bir garibana yakacak temin etmeye çalışmak, veya hastaneye gidecek ve ilaç alacak parası olmayanlara yardım etmek?

Bu günlerde ise çok daha büyük bir dağın altına bedenlerini sokmuşlar. Taş demiyorum dikkatinizi çekerim dağ diyorum. Çünkü, mücadelesini ettikleri ve Muş´umuzun zavallı ve makus talihini değiştirecek Araştırma Hastanesi mevzusunu ellerine öyle bir almışlar ki, bunun için Meclis Başkanına çıkıp bunu Muş halkına söz verdiniz diyecek kadar da gözlerini karartmışlar. Meclis Başkanı İle yetinmeyip diğer siyasilerle de Ankara´da görüşüp meramlarını bir güzel ifade etmişler. Ve inanıyorum ki, bu mücadeleleri sonuç getirecektir. Buna can-ı gönülden inandığım için bende bu üç beş iyi adamın büyük mücadelelerini siz değerli okuyucularımızla paylaşma gereği duydum. Umarım bir gün bir yerde bu üç beş iyi adamla birlikte bir şüşe çay içeroğ? Saygılarımla.