Bedrettin KELEŞTİMUR


CAN AZERBAYCAN, “GAZAN MÜBAREK OLSUN!”

.


Destan Şairimiz Niyazi Yıldırım, “Öz menem” şiirinde yürekten seslenir;

“Ok bir kez çıktı yaydan…

Geçtik düğünden toydan…

Şimdi hep meydan meydan…

Söylenecek söz menem!

Bitsin bu kızıl oyun!

Açılsın bahtı ay’ın!

Altay’da kurultayın

Toplandığı güz menem!..”

Engin Alan, “Türk Azerbaycan; “Gazan mübarek olsun.”

O yüreği bizlerde paylaşıyoruz, “Gazamız mübarek olsun!”

Alan twitter hesabında,

“Hankendi yolunu açmak için Terter ve Ağdam’da,

Ermeni işgalindeki yerler ele geçirilmelidir.”

Bu arada da, “Rusya ile İran’a DİKKAT!”

Azerbaycan’dan gelen resmi açıklamalar;

“Ermenistan ordusunun kayıpları arasında bulunan cesetlerin bir kısmının

Suriye’den gelen Ermeni asıllı paralı savaşçılar olduğu tespit edilmiştir…”

İhanet öyle bir cephe açmış ki, ‘çoluk, çocuk, kadın, ihtiyar dinlemiyor’

Hedefinde, ‘sivil / korumasız insanlar’

Aliyev’in, “seferberlik kararını imzalaması!” ne anlama geliyordu?

Ermenistan saldırılarına karşı, ‘sözün bittiği yerdeyiz’

Kardeş Azerbaycan ordusunun psikolojik üstünlüğe sahip olduğunu görüyoruz!

Dağlık Karabağ; ‘Lâçin, Fuzuli, Kelbecer, Kubatlı, Ağdam, Cebrail, Zengilan…’

“İşgal acılarından kurtuluşu bekliyor!” İnşallah diyelim…

1918 tarihinde Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin Kurucusu,

Mehmet Emin Resulzade; “yükselen bir bayrak bir daha inmez”

“Biz bir millet, iki devletiz!”

Tarihte, “ortak kaderi…” paylaşan iki devletiz!

Acılarımızı bir bildik, sevinçlerimizi de bir bildik!

Sözün burasında, Elazığ Şehrimizin ‘farklılığını’ vurgulamak isterim

1990’lı yıllardan itibaren Elazığ’da düzenlenen;

“Uluslararası Hazar Şiir Akşamları…”

“Türk Dünyası Hizmet Ödülleri…”

“Bakü- Elazığ Buluşması…”

“Küçük Hazar’dan, Büyük Hazar’a…”

Her biri tarihi organizasyonlarla;

Elazığ’dan, dost ve gönül Azerbaycan’a; “köprüler…” kuruldu!

Yılların özlemiyle,  “hasretle…” tarihi yâd ettik!

Her tarihi buluşma, incelik ve sadelik kattı;

Sözü, “özünden…” gelerek, “şefkat pınarlarıyla…” besledi!

O yürek seslenişi hala hafızalarımızda;

“Muhabbet sonsuzdur, ömürse kısa

Ne olur, sadakat ebedi kalsa!

Kimin yüreğinde bir tel kırılsa,

 Benim yüreğimdir, benim yüreğim…”

Günümüzde Türkiye’nin en kadim dostu,

“Biz bir millet, iki devletiz” diyen, Can Azerbaycan’dır.

Ankara, özelliklede Bakü için bir gönül, bir sevda rıhtımıdır.

O dostluk,  “Elazığ-Bakü hattında…” 1990’lardan sonra;

30 yıl boyunca, “tarihi buluşmalarla…” zirve yapacaktır.

Bahtiyar Vahapzade ise “tarihe” şöyle bir yaklaşım getirir;

“Geçmiş inkâr edilemez; geçmişine taş atanın, geleceğine gülle atarlar”

Akif,  “Ben de tarih okudum, âlemi elbet bilirim”

“Tarihi  ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar,

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

 

Karabağ, Azerbaycan’ın ‘can damarı…’

Yüzölçümü olarak da, Azerbaycan’ın 1/5’i büyüklüğünde!

Yıllardır, Rusya destekli “Ermeni saldırıları…” ve işgali altında!

Azerbaycan ve Türkiye, tarihi birlikteliği olan, “iki kilit ülke…”

Rusya destekli, Ermenistan; Kafkaslarda rahat durmuyor!

Bu coğrafyada, ‘sular durulmadı…’  durulmayacak da!

Erivan, bugünkü Ermenistan’ın Başkenti…

Erivan gerçekte, tarihte de önemli yer işgal eden,

Tarihi Türk Şehri, “Revan Şehrinden…” başkası değildir!

Ermeniler, “Revan’dan tarihi hiçbir iz bırakmamışlardır…”

Bütünüyle yakıp yıkmışlardır…

Aynı Ermenistan, “Hocalı Katliamını…” yapacaktır!

Yüzlerce, ‘masum sivili…’ acımasızca öldürecektir!

Batı dünyası sürekli, “çifte standart…” uygulamaktadır!

Azerbaycan, bu milletin “Ata Yurduna açılan penceresidir!”

Kafkaslar, tarih boyunca; “ortak paydamız” olmuştur.

Tarihimiz iç içe… İki can kardeş devlet!

Birbirinin acısına da, sevincine de koşan iki devletiz…

 “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak…”

Bu üç ifade, bir büyük ideali özetliyor;

O idealin sahibi, Diyarbakırlı bir büyük mütefekkir;

Türkiye’de, “sosyolojinin kurucusu” Ziya Gökalp’tir.

İşte, Azerbaycan’ın; “üç renkten oluşan…” bayrağı;

Bu idealin, “resmi devlet felsefesi…” haline gelmiştir.

O ideal, her iki ülkeyi ortak bir paydada buluşturmaktadır.

Her iki ülkenin, “ortak kaderi…” dedik;

“Dağlık Karabağ…” Ermenilerin işgali altındadır!

O işgal, “Türkiye’yi de tehdit etmektedir…”

PKK’nın ‘arka bahçesinde…’ Erivan olduğunu da söyleyebiliriz!

Ahmet Cevat Ahundzade, Azeri şairidir…

“Soranlara ben bu yurdun/ Anlatayım nesiyem;

Ben çeynenen bir ülkenin, “Hak” kışkıran sesiyem!”

“Ses olmak…” bir milletin “haykıran sesi!” olmak

Hüseyin Cavit’i de dinleyelim;

“Kimlerin oğlusun? Nesin? Kimsim?

Sürünüp durma böyle bir yüksel!

Bir düşün, gör beş altı asır evvel

Ne idin? İmdi neredesin? Bu ne yas?

Acaba yok mu sende izzet-i nefis”

Bahtiyar Vahapzade, o şiirinde;

“Bir ananın iki oğlu,  Bir âmâlın iki kolu.

O da ulu, bu da ulu Azerbaycan-Türkiye…”

Sevda yüklü mısralar devam ediyor;

Ahmet Cevat Ahundzade’yle ilanihaye kardeş Azerbaycan’la birlikte;

“Çırpınırdı Karadeniz Bakıp Türk'ün bayrağına

Ah ölmeden bir görseydim Düşebilsem toprağına…”

1918 yılında, Bakü işgal altındadır…

Ermeni-Bolşevik ittifakının büyük bir katliamı ile yüzyüzedir…

O karanlık günlerde, Bakü’nün imdadına, Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa koşacaktır…

Nuri Paşa’nın komutasındaki 20 bin kişilik bir ordu ile Gence ve Şamahı üzerinden

Türk Ordusu hareket edecek; Kurban Bayramının Sabah’ında,

15 Eylül 1918 tarihinde Bakü’ye, büyük bir zaferle girecektir…

Bakü’nün işgalden kurtuluşunda, bin yüz otuz askerimiz şehit olacaklardı!

Azerbaycan Türk’ü, o kurtuluş bayramında, “Selam Türk’ün bayrağına” diyecekti!        

İnanınız şu anda, şu satırlarda; ;

“bir Nizami sıcaklığı, bir Fuzuli aklığı, bir Şehriyar duruluğu”

Bütün vücudumu kaplamış bulunuyor…

Bütün dünya bilsin ki, “Türkiye-Azerbaycan bir millettir!”

 “Yürek ağlar vatan sızlar/ Vatan ağlar yürek sızlar

Yüreğim vatan çarpar”